SUZAN SUZİ İSİMLİ TÜRKÜNÜN ARKASINDA YATAN ACI OLAY

Merhaba sevgili okurlarım

Hukuku sevdiğim kadar tarihi de oldukça seviyorum. Hep hukuk konularıyla kafanızı şişirme gibi bir gayem de yok. Bu nedenle arada bir baharat tadında tarih ile ilgili paylaşımlar yapmak istiyorum. Bugün ise severek dinlediğim bir türkünün tarihi hakkında bilgi vereceğim.

Suzan Suzi isimli türküyü bir çok değerli sanatçımız yorumlamıştır. Bizlerin severek dinlediği bu parçanın hangi duygularla, hangi hayat hikayesinin sonucu yazıldığını pek fazla umursamıyoruz. Buda bizim ayıbımız olsun…. Neyse başlayalım Türkümüzün acı anısına… Şimdi Suzan suzi isimli türkümüzü kısık bir sesle açmanızı ve öyküyü bu şekilde okumanızı öneriyorum. 

Bu türkümüzün doğduğu yer şuan ki Diyarbakır ilimizdir Diyarbakır’ın Güney batısında,Dicle nehrinin kenarında Kırklar Dağı vardır. Dağ dediğime bakmayın küçük bir tepeden ibarettir kırklar dağı aslında.

watermark.jpg

Kırklar Dağı

Kırklar dağının eteklerinde kırklar isminde bir ziyaret vardı. Bu ziyarette bulunan mübarek insan eski dönemlerde çok ünlüydü. Ünlüden kastım oldukça mübarek bir zat oluyordu kendisi. Çocuğu olmayan insanlar buraya ziyarete gelip dua ederse çocuğu oluyor. Borcu olan gelse refaha kavuşuyordu. O dönemlerde yaşayan zengin mi zengin soylu mu soylu Süryani bir aile vardı. Paraları şanı şöhreti vardı ama huzurları yoktu. Bir evliliğin huzuruda meyveside çocuktur. Kim istemez ki evinde neşe saçan çocuk sesini? Bu zengin ailenin çocuğu bir türlü olmuyormuş. Bu aile neler yapmamış ki çocuk sahibi olmak için Bölgenin en iyi hekimleri, özel yiyecekleri neredeyse akla gelebilecek her türlü tedaviyi uygulamışlar,gitmedikleri klise ve papaz kalmamış, ancak ne yaptılarsa çocukları bir türlü olmadı.  Bu ailenin artık umudu tükenmişti. Bu saatten sonra göz yaşı ve keder en yakın arkadaşları olmuştu bu çiftin. Para, şan, şöhret onlar için sadece gereksiz bir yük olmuş. Onca parayı şanı şöhreti bırakacak bir mirasçıları dahi yoktu

Süryani aile zengin olduğu için seveni sayanı ve yalakası çoktu. Bir gün bu aileyi seven birisi Dicle nehrinin kıyısında bulunan kırklar dağının eteklerinde kırklar isminde ziyaret bulunduğunu oraya inanarak gidip Tanrı’ya dua edersen çocuk sahibi olacağını söyledi. Süryani ailenin ilk başta hiç inançları yoktu. Hatta bu öneriyi sunan kişiyi de azarlamışlardı kendileri hristiyandı ve onlarca hekim, papaz dahi çocuklarının olmasını sağlayamamıştı. Müslüman bir kişiliğin mezarında mı çocukları olacaktı. Ancak kanayan yürekler  en ufak bir ihtimali bile değerlendirmek istedi. Bir umut Aile kırklar ziyaretine 40 gün boyunca hergün gittiler. Gözyaşları içinde gönülden dua ederek kurban kestiler. Bu ailenin duası kabul oldu ve kadın 40. günden sonra gebe kaldı. Aile sevinçten havalarda uçuyor. Zenginliklerini cömertçe etrafa dağıtıyorlardı. Süryani çift Tanrıya söz vermişti doğacak olan yavrularının her doğum gününde Kırklar ziyaretine gelecek ve kurban keseceklerdi. Günler ayları kovaladıktan sonra güzel bir hamilelik dönemi sonunda Süryani ailenin dünya tatlısı bir kız çocuğu oldu. Bu güzel ve tatlı küçük kızın ismini yakıcı, ateşli anlamına gelen Suzi (suzan) koydular. Suzi ismi gibi büyüdükçe erkeklerin kalbini yakan güzel mi güzel bir kız haline geldi. Ailesi bu güzel kızın her doğum gününde kırklar ziyaretine giderek kurban kesiyor, fakirleri doyuruyor ve mutlu ediyordu. Suzi de her Doğum gününü kırklar ziyaretinde kutluyordu en güzel haliyle….

Yıllar yılları kovalıyor Suzi artık evlenecek yaşa gelmiş güzeller güzeli bir kız olmuştu. Ailesinin biriciği Suzinin güzelliği nazara gelmesin diye her hafta kurşun döktürüyor. Kurbanlar kesiliyordu. Suzi ne isterse o ayağına kadar geliyordu ailesi tarafından… Eee yıllarca beklenilen kişiydi Suzi….

Bu zengin ailenin mahallesinde yoksul müslüman bir ailenin oğlu olan adil isminde genç vardı. Adil genç kuvvetli ve yakışıklı bir çocuktu. Mahallenin tüm erkekleri gibi o da suziye aşıktı. Adil’in diğer erkeklerden farkı Suzinin kara kaşı kara gözünden çok kalbine aşık olmasıydı. Adilin aşkı bambaşkaydı, Saftı Temizdi…. Suzi ise ailesi tarafından oldukça nazlı yetiştirilmiş, öyle her erkeği beğenecek birisi değildi.

Suzi kimseyi beğenmiyordu ama birisi hep dikkatini çekiyordu. O kişi Adil’den başkası değildi.Adil’in utangaç ve çekingen bir yapısı vardı. Bu yüzden duygularını içinde yaşayan, herşeyi içine atan bir erkekti. Nasıl olacaktı bu iş adil suziyi seviyor ama ona bırak yaklaşmayı yüzüne dahi bakamıyordu.Suzi Adil’in bu tavırlarından kendisine olan ilgisini anlamıştı. Suzi de boş değildi adile karşı. Adili tanımak, esrarengiz dünyasına girmek istiyordu.

Bunun için Suzi adile yaklaşma kararı aldı. Adil ile konuştu. Bir kaç tatlı sohbetten sonra Adil’in çekingenliği de kalmamıştı. Çekingenlik duvarının yıkılmasıyla Adil suziye olan aşkını adeta haykırıyordu. Bu güzel ikili kısa zaman içerisinde birbirini çok seven iki aşık olmuştu. Bu aşk iyi güzeldi ama büyük bir sorun vardı. Suzi Hristiyan adil ise müslümandı Suzi zengin adil ise fakirdi. Bir kez daha nalet olsun paranın aşkın önüne geçtiği düzene diyerek devam ediyorum. Bu sorunu ilk başlarda adil ve Suzi her ne kadar görmezden gelseler de Birgün bu sorunla karşılaşacaklarını çok iyi biliyorlardı.

Sıkıntıları her ne kadar büyükse aşklarıda o kadar büyüktü. Bu aşkı evlilik ile taçlandırmak istiyorlardı. Bu kararlarını ailelerine çekinerek ve korkarak ilettiler.Suzinin ailesi şoka girmişti. Gözü gibi büyüktükleri kızları müslüman ve fakir bir genç ile evlenmek istediğini söylüyordu. Suzinin bir dediği iki olmazdı ama bu isteği Süryani aile için kabul edilmesi imkansızdı. Nitekim kabul edilmedi. Adil’in aileside Suziyi istemedi. 

Ailelerin rızası yoktu ama bu iki aşık fırsat buldukça gizli gizli buluşarak görüşüyordu ve aşklarını zirveye taşıyorlardı. Buluşma dediğime bakıpda sakın yanlış anlamayın bu iki aşık ailelerinin yüzünü yere eğdirmemek için yanlış bir harekette bulunmamışlardı tertemiz yaşıyorlardı aşklarını….

Yılların acımasız kırbacı suzanın ailesini bir hayli yıpratmıştı yaşlanan aile artık yürümekte zorlanıyor yaşlılığın verdiği hastalıklarla uğraşıyorlardı. Yine biricik kızları suzinin doğum günü yaklaşıyordu. Suzinin ailesinin sözü vardı yine kırklar ziyaretine gidilerek kurban kesilecekti. Suzi yine en güzel kıyafetlerini giymiş, en güzel kumaşlarla bezenmişti. Suzinin ailesi yaşlandığı için Ziyarete gitmeyecekti hizmetçileri ile Suzi gidecek ve kurban keseceklerdi. Suzi ve hizmetçiler Kırklar ziyaretine doğru yola koyuldular. Adil, Suziyi gördü ve yanında ailesi yoktu. Bu bir fırsattı adil için onları ziyarete kadar takip etti. Ziyarete geldiklerinde hizmetçiler kurban kesmenin telaşında bulundukları sırada, Adil ile Suzi gizlice buluştular. Buluştukları yer ziyarete çok yakındı. Burada iki genç sevgili olarak hasret giderdiler. Bu buluşmadan sonra Suzi çok ama çok değişti.  Konuşmaları hep ölümü işaret ediyordu. Ne olmuştu güzeller güzeli Suziye.... Kimse Suzinin bu durumuna akıl sır erdiremiyordu. Bir gün sabah saatlerinde Suzi evden gizlice  çıkarak Diyarbakır da hala bulunan On gözlü Köprüye geldi.

5196-idea44-on-gozlu-kopru-7512-950px

On gözlü Köprü

Adil ise Suziyi uzaktan görmüştü Suzi Köprüde öylece suya bakıyordu. Adil, Suzi diyerek bağırmaya başladı. Adil korkuyordu çünkü Suzi iyi değildi son buluşmadan beri… Adil deli gibi koşuyordu sevdiğinin yanına.. Suzi son bir bakış atarak sevdiği Adile kendisini Dicle nehrinin soğuk sularına bıraktı. Adil şok olmuştu. Sevdiği Dicle nehrinin derin sularına düşmüştü. O yüzme bilmezdi oysa ki… Adil kendini  de Diclenin sularına bıraktı, sevdiği Suziyi kurtarmak için ama nafile kısa süre içerisinde Suzinin cansız bedeni nehirin kenarına vurmuştu.  Adil bir nehire bakıyor birde cansız yatan sevdiğine….Adil  Ziyaret çarptı bizi diye haykırıyordu. Hem ağlıyor hemde sevdiğinin kum dolan saçlarını temizliyordu.  Adil akli dengesini kaybetti o acı ölümden sonra…. Divane oldu on gözlü köprünün orda yatıp kalkmaya başladı. Kimseyle konuşmadı ve tek şey söylüyordu. Ziyaret çarptı bizi Bu acı olay yıllarca dilden dile aktarıldı.

Bir türkünün arkasında yaşanmışlık olmasa insanları bu kadar etkileyebilir mi? Diyarbakır iline yolunuz düşerse mutlaka on gözlü köprünün orada bir çay içerek bu şarkıyı dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim.  Bu yazımı okuyan okurlarımın Kırklar ziyareti hala var mı diye düşündüğünü hissettim bir an… Kırklar ziyareti yılların acımasız kollarında yok oldu sevgili okurlarım.  Diyarbakır’a gelip kırklar ziyareti ni aramaya kalkışmayın bu nedenle….

Suzi ve Adilin bu güzel aşkları bu güzel türkü ile tekrar canlandı…..  (Bu türküyü her dinlediğimde gözlerim dolar bu acı olayı öğrendiğimden beri..)

Kırklar dağının düzü
Karanlık bastı bizi

Kırklar dağının düzü
Karanlık bastı bizi

Kör olasan Suzan Suzi
Ziyaret çarptı bizi

Kör olasan Suzan Suzi
Ziyaret çarptı bizi

Köprü altı kapkara
Ana gel beni ara

Köprü altı kapkara
Suzan gel beni ara

Saçlarıma kumlar doldu
Tarak getir de tara

Saçlarıma kumlar doldu
Tarak getir de tara

Değerli görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkürler

%d blogcu bunu beğendi: