Sultan Baybars [Moğolları yenen ilk komutan]

Sultan Baybars kimdir, Sultan Baybars tarihte hangi misyonu yüklenmiştir, Ertuğrul Gazi ve Sultan Baybars ilişkisi, Diriliş Ertuğrul sultan Baybars Moğolları yenen ilk komutan kimdir, Moğolları yenen ilk devlet hangisidir, Sultan Baybars’ın mezarı nerede Bu soruların tamamına yanıt bulacağınız yazımız sizlerle sevgili okurlarım

SULTAN BAYBARS KİMDİR

Öyle bir insan düşünün ki kölelikten sultanlığa giden bir başarı öyküsü. İntikam denilen duygunun en net örneğidir, Sultan Baybars. Baybars’ın inanılmaz ilginç ve mucizelerle dolu hayatı bulunmaktadır. Sultan Baybars kimdir diye sorulduğunda o kadar çok cevap vermek gerekir  ki, bir kahraman iyi bir komutan tam bir lider, ne arasanız Sultan Baybars’da mevcut. Sultan Baybars’ın kim olduğunu birazdan anlatmaya başlayacağım. Sultan Baybars biyografisi kişisel gelişim ile ilgilenen herkes için örnek olacak bir veri niteliği taşımaktadır.

Sultan Baybars Ne zaman Nerede doğmuştur

Sultan Baybars 1233 yılında Karadenizin Kuzey kısımlarında dünyaya gelmiştir. Sultan Baybars Kıpçak Türklerinden olup çocukluğun da Türk kültürü altında yetiştirilmiş mert bir çocuktu. Sultan Baybars daha küçücük çocukken bile aslında çok büyük adamdı. Sultan Baybars’ın minicik bir çocuk olduğu dönemlerde, zalim Moğol ordusu her tarafta terör estiriyordu. Moğollar Kıpçak Türklerini de kılıçtan geçirmiş ve tüm malları ve köyleri yağmalamış ve yakmıştı. Moğollar bununla da yetinmeyerek tüm erkekleri ve kadınları öldürdükten sonra 8 ile 10 yaş arasında ki çocukları ise köle olarak yanlarına alıp, esir olarak köle tüccarlarına  satıyorlardı. Sultan Baybars’da diğer arkadaşları gibi Moğol ordusu tarafından esir alınmıştı. Moğol ordusu nereden bilecekti sonunu hazırlayacak çocuğu esir aldığını ve ucuz bir fiyattan sattığını. Neyse biz konumuza dönelim Sultan BAYBARS’ı moğol ordusu tarafından Bizanslı bir köle tacirine satılmıştı.  Sultan Baybars’ın kötü giden kaderine bir yenisini daha eklemişti. Bizans köle pazarında satılığa çıkarılmıştı, gözlerinde bulunan beyaz leke nedeniyle pek bir taliplisi yoktu Sultan Baybars’ın. En nihayetinde Sultan Baybars bir köle olarak yok fiyatına Eyyübiler  tarafından  satın alınarak Kahireye getirilmiş ve Hassa ordusuna dahil edilmişti.

Sultan Baybars gençlik yılları

Sultan Baybars, Eyyübi hanedanının kölesi olarak Nil nehrinde bir adacıkta askeri eğitim görmeye başladı. Sultan Baybars girdiği orduda yaşı ve bedeni büyüdüğü gibi rütbesi ve yetkileri de   büyümeye başladı. Lider olacak adam her haliyle kendisini belli ediyordu. Aklı zekası ve liderlik vasfı ile orduda çok kısa sürede büyük makamlara yükselmeyi başardı. Sultan Baybars’ın ilk askeri görevi sultanı koruyan askerlerin komutanlığını yapmak oldu. Kim bilir Sultan Baybars’ın bu azmi içinde beslediği intikam duygusu olabilirdi. Sultan Baybars gençlik yıllarında orta yaşına kadar savaştan savaşa gidip haçlı ordusuna kan kusturmuştu. Kendisinin hizmetine verilen yiğitlerden oluşan ordu ile zaferlerden zaferlere dört nala koştu.

 Ayn Calut savaşı 

Sultan Baybars ve emrinde ki ordu 1260 yılında, Moğollara karşı ilk sınavını verecekti. Başta Sultan BAYBARS arkasında binlerce asker ve komutan. O tarihte Moğolları tarihte yenmeyi başaran tek bir ülke  dahi yoktu.  Moğollar yenilmezlik sıfatıyla kendinden emin şekilde savaş meydanındaydı. Sultan Baybars içinde tuttuğu intikam ateşini söndürmek için eline geçen bu fırsatı çok iyi değerlendirdi. Ayn Calut bölgesi dört tarafı dağlarla çevrili ovadan oluşmaktaydı. Etrafı dağlarla çevrili olan bu alan komutan Baybars için bulunmaz bir nimetti. Nitekim dahiyane bir askeri plan ile Moğolların üzerine atıldı. Moğollar kendinden emin şekilde savaş sonrası alacakları ganimetleri düşünüyordu. Öyle bir savaş oldu ki  Sultan baybars ve ordusu Moğolları geri püskürtmeyi başarmış ve savaşın tek galibi olmuştu. Moğollar korkak tavuklar gibi kaçarken eminim Sultan Baybars geçmişini düşünüyordu. Bu savaş galibiyeti ile şanına şan  katan Sultan BAYBARS artık hükümdarlığa geçmesi gerekiyordu. Moğolları yenen ilk komutan olmanın verdiği şan ile halk artık Baybars’ı hükümdar olarak görmek istiyordu.  Dönemin hükümdarı Sultan Kutuz Sultan Baybars’a verdiği hiç bir sözü tutmadığı gibi Sultan Baybars’ın durdurulamaz yükselişini bir tehdit olarak görüyordu. Sultan Baybars taht savaşının devletini kötü etkileyeceğini düşündüğü için bir av esnasında, Sultan KUTUZ’a esir bir moğol kızı armağan ettiği sırada, sultan kutuz’u  öldürdü ve hükümdarlığın başına geçti.

Sultan BAYBARS’ın hükümdarlık dönemi

Sultan BAYBARS’ın ömrü kendisini köle olarak satan Bizans ve türevi olan Haçlılar ve kendisini küçük bir çocukken esir alan ailesini, akrabalarını kılıçtan geçiren Moğollarla mücadele içinde geçirmişti. Memlük hükümdarlığına oturduktan sonra da ebedi düşmanlarına karşı amansız bir mücadele vermiş ve başarılı da olmuştur. Sultan Baybars hükümdar olduktan sonra yaptığı en önemli eylemlerden birisi Moğollar tarafından öldürülen Abbasi halifesinin, soyundan bir kişiyi halife seçerek Mısır Abbasi hilafetini kurdu. Böylece Hilafetin sağladığı nüfuzla Müslümanların desteğini yanına aldı. Sultan Baybars cesur bir savaşçıdan daha fazlası olduğunu her halükarda göstermiştir. Yıkılan hilafeti kurması, iyi bir idareci olmasının yanında dinine ne kadar bağlı olduğunu da göstermiştir.

Sultan Baybars Bizans kalelerine ölüm olup yağmakta

Sultan Baybars, zamanında kendisini köle olarak satan, Bizans ve Bizans ideolojisine karşı sağlam bir set gibi durmayı kendisine görev bilmişti. Arsuf, Hayfa, Safed, Yafa, Aşkelon ve Kayserya gibi Bizanslılarda bulunan kaleler, Sultan Baybars ve ordusu tarafından yerle bir edildi. Ancak 1263 senesinde Bizansa ait Akka kalesinde zafere nail olamadı. Sultan Baybars etrafında bulunan Bizans kalelerine sürekli olarak akınlar ve seferler düzenleyerek  Bizans devletine hiç bir zaman rahat vermedi.

Sultan Baybars’ küçük Ermenistan krallığını yok etmesi

Sultan Baybars küffara karşı kahramanca verdiği mücadele, çevresinde bulunan yanlış içerisinde olan devletleri bir hayli ürkütmüştü. Nitekim Küçük Ermenistan Krallağıda bunlardan sadece birisiydi. Sultan Baybars’ın topraklarına saldırmasından korktukları için Küçük Ermenistan Kralı I. Hatum‘ Moğolların himayesine girmeyi kabul etti. Sultan Baybars Moğol himayesine giren bir krallıktan korkacak bir lider değildi. Ordularının başında hiç tereddüt etmeden Küçük Ermenistan krallığının Kozan (sis) isimli şehrini fethetti.

Sultan Baybars Antakya prensliğinin fethi

Sultan Baybars ,fırtına olmuş ordusu ile birlikte zulmü yerle bir ediyordu. Kendisi ve devleti için her zaman tehdit olan Antakya prensliğini gözüne kestirmişti. Bu prensliğin faaliyetleri yer yer devletini yıkıcı düzeye geliyordu. Tahmin edersiniz ki meşhur Bizans oyunları.  Bizans oyunları bizim aslan komutanımız Baybars’a etki etmedi. Sultan Baybars 1268 yılında Antakya şehrini  kuşattı ve kısa süre içerisinde şehri teslim almayı başardı. Bizanslılar Antakya prensliğinin yok edildiğini duyduğunda ne yapacaklarını şaşırmış halde her zaman kurdukları meşhur Haçlı ordusunu kurmaya başladılar. 9. kez kurulan haçlı ordusu bu defa aslan parçası Sultan Baybars için kurulmuştu. Haçlı ordusunun başına ise İngiltere Kralı I. Edward  isimli şahsiyet geçmişti. Bu şahsiyet Antakya civarına gelmiş önce kendisine müttefik aramış ancak nafile. Sultan Baybars,  Haçlı ordusuna gerekeni yapmış ve büyük bir hezimet yaşatmayı başarmıştı.

Sultan Baybars ile Bizans İmparatoru arasında ki ilişki

Sultan Baybars iyi bir savaşçı ve komutan olmasının yanında çok iyi bir siyasetçiydi. Nitekim her ne kadar etrafında bulunan Bizans kalelerine kan kustursa da Moğollarla vereceği mücadele esnasında başka düşmanların kendisini rahatsız etmesini istemiyordu. Bu nedenle Bizans imparatoruna elçiler göndererek iyi niyetlerini ve barış mesajlarını götürdü. O dönemde Sultan Baybars gibi bir kahramanın barış teklifini ret etmek akıl işi olmadığı için Bizans memnuniyetle barış teklifini kabul etti ve Sultan Baybars’a jest yapmak amacıyla Bizans topraklarında bulunan eski bir camiyi restore etti ve Müslüman ahali ve tüccarların hizmetine açtı. Bununla da yetinmeyen Bizans imparatoru Mısırlı tüccarların kendi boğazlarını kullanmasına izin vermişti. Sultan Baybars Bizans imparatoru ile yaptığı barışın arkasında başka bir düşünce daha vardı. Memlük ordusunda çok sayıda kendisi gibi Türk kölelerden oluşan savaşçılar bulunmaktaydı. Bizans’a getirilen tüm Türk köleleri satın alarak ordusuna katmak istiyordu. Bu düşünce ile de Bizans ile arasında ki diplomatik ilişkiyi iyi tutmuştur.

Sultan Baybars ikinci kez Moğollara karşı

Sultan Baybars tam bir lider ve komutandı. Deli gönül uslanmıyordu. Kendisini küçük bir çocukken esir alan ailesini ve akrabalarını kılıçtan geçiren Moğollara olan nefreti hiç bir zaman bitmemiş taşıdığı misyon gereği onlara karşı her zaman dimdik durmuştu. 1277 senesinde Moğollara tabi olan Selçuklu devletine sefer düzenlemişti. Aslanı bakarsanız bu seferin amacı asla Selçuklu olmadı. Selçukluyu işgal eden Moğol devletine karşı yapılan bir seferdi. Bu sefer düzenlenmeden önce Selçuklunun en önemli emirlerinden birisi olan Muineddin Süleyman Pervane ile ortak bir görüşme yapılmıştır.

Sultan Baybars gerçekten iyi bir strateji uzmanıydı. Moğolları ikinci kez yenmenin yolu Ayn Calut bölgesi gibi dört tarafı dağlarla çevrili bir savaş alanı bulmalıydı.  O dönemde yaptırdığı keşif çalışmaları ile aradığı yeri bulmayı başardı. Bu yer Elbistan ovasından başka yer değildi. (Şuanda Kahramanmaraş ilimiz en büyük ilçesi Elbistan)  Elbistan ovasının dört tarafı dağlarla çevrili büyük bir ovaydı. Burası Ayn calut bölgesi ile çok benzerlik göstermekteydi. Sultan Baybars ve ordusu Elbistan ovasında konuşlandı ve Moğolların üzerine gelmesini bekledi. Bu defa sütten ağzı yanan Moğol ordusu en iyi komuta kademesi ile ciddi bir ordu ile Elbistan ovasına geldi.Moğolların amacı Sultan Baybars’ı yenerek tüm Dünyaya gözdağı verip önlerinde kimsenin duramayacağı mesajını vermekti.

Günlerce süren çetin savaş

Sultan Baybars yine askeri yeteneklerini konuşturarak nasıl bir deha olduğunu herkese gösterdi. O savaşta Moğolların yanında savaşa getirdikleri Selçuklu askerleri kendilerine yakışanı yaparak savaşa dahil olmadılar. Moğollar Sultan Baybars ve ordusu ile baş başa kalmıştı.  Savaş çok çetin şekilde sürdü. Moğol ordusu öyle bir yara aldı ki kapanması mümkün değildi o saatten sonra. Nitekim savaşı kazananda Sultan Baybars oldu.  Moğol ordusu 7 bin civarı kayıp vermişti. Bu kayıpların çoğunluğu en önemli komutanlardan oluşmaktaydı. Sultan Baybars Moğollara bir kez daha haddini bildirmeyi başardı. Sultan Baybars bu galibiyet sonrası Türkmen beyliklerinin desteği ile Kayseri’ye kadar ilerlemeyi başardı.Daha sonra bazı politik nedenlerden dolayı kendi isteğiyle geri çekildi.

Moğol komutanı Abaka han

Elbistan ovasında yaklaşık 7 000 Moğol askerinin cansız bedeni yattığı sırada savaş meydanında bulunan ünlü Moğol komutanı Abaka han üzüntüden hüngür hüngür ağlamaya başlar. Bu benim ve ordumun başına nasıl gelebilir diye kendi kendini yemişti. Komutan Abaka han savaşta ölen askerlere baktığında tek bir Selçuklu askerinin ve beyinin ölmediğini görür. Moğollar Selçuklunun kendilerini savaşta yalnız bıraktığını anladılar. Zaten hangi Selçuklu yiğidi Sultan Baybars ve ordusuna kılıç kaldırırdı ki ? Moğollar bu savaş ile birlikte bir kez daha şamarı yemişti.

Elbistan savaşı sonrası Moğollar

Moğollar ikince kez aldıkları ağır yenilgiden sonra adeta çılgına döndüler. Sultan Baybars’dan alamadıkları intikamı gariban Anadolu halkından almışlardı. Moğollar Elbistan savaşından sonra tabiri caizse katliam gerçekleştirdiler. Öncelikle Sultan Baybars ile ilişkisi olduğu öğrenilen Selçuklu devlet adamı Muineddin Süleyman Pervane’yi paramparça ederek öldürdüler. Selçuklu sultan ve yöneticilerinin sınırlarını kısıtlayarak kendi valileri tarafından yönetimi ele aldılar. Anadolu’da resmen bir katliam yaptılar. Kadın çocuk yaşlı demeden yaklaşık 200 000 insanı acımasızca katlettiler. Sultan Baybars gazabını Moğolların çoktan hak etmiş olduğunu bu yapılanlardan sonra bir kez daha anlamış olduk.

Ertuğrul Gazi ve Sultan Baybars

Son zamanlarda Sultan Baybars  ile Ertuğrul Bey arasında ki ilişki merak edilmekte. TRT1’in sevilen dizisi Diriliş Ertuğrul’un bazı sahnelerinde Sultan Baybars  ismi geçmiştir. Ertuğrul Bey ile Sultan Baybars  arasında doğrudan olmasa bile dolaylı yoldan ilişki vardır. Sultan Baybars  ve ordusunun Moğollara karşı verdiği mücadele de Moğollora karşı direniş gösteren Türk obaları tarafından desteklenmişti. Ertuğrul Bey’de Sultan Baybars ve ordusunu sonuna kadar desteklemişti.

Sultan Baybars yaşlılık dönemi

Sultan Baybars artık biraz daha yaşlanmıştı. Hayat hikayesi parmak ısırtacak cinsten.  Yenilmez denilen Moğol ordusunu iki kez yenmeyi başarmıştı. Bizansı çevresinden resmen def etmişti. Sultan Baybars artık 50 li yaşlarda ömrünün son dönemlerinde. Hayatın kendisine yüklediği zor misyonu başarı ile tamamlamanın gururunu taşıyordu. Sultan Baybars 54 yaşında aramızdan ayrıldı. Sultan Baybars ile ilgili başka bir rivayet ise  bir gece ansızın derviş kıyafetlerini giyerek saraydan ayrılarak doğduğu Kıpçak yurduna gittiğidir. Sultan Baybars’ın ölümü ile ilgili bir diğer iddia ise sefer sırasında yakalandığı dizanteri hastalığından dolayı vefat ettiğidir.  Her nereye giderse gitsin her ne zaman son nefesini verirse versin. Sultan Baybars bizim gururla anacağımız komutanların arasında olacaktır. Onlarca kişisel gelişim kitabının veremeyeceği motivasyonu Sultan Baybars bizlere vermektedir. Düşünün Köle kelimesini. Ne kadar çaresiz ve zor değil mi ? İşte  kölelikten sultanlığa giden inanılmaz bir başarı ivmesi.  Demek ki herkes bir gün çakıldığı yerden zirveye çıkabilir.

Sultan Baybars’ın mezarı nerede

Ölüm tarihi ve şekli ile ilgili çok fazla rivayet olsa da Sultan Baybars’ın nereye gömüldüğü bilinmektedir. Sultan Baybars mezarı Şam’da bulunmaktadır. Bize Allah Rahmet Eylesin demek düşer. Böyle bir kahraman için ne kadar dua etsek az olur.

Kanun adamın görüşü

Sultan Baybars ve niceleri, tarihimiz o kadar köklü ve şanlı ki iftihar etmemek elde değil. Ülkemizin gençliği için tam örnek model. Atalarımıza şöyle bir baktığımız da örnek alacak o kadar şahsiyet var ki. Bu ülkede ki genç nüfusun bir an önce silkinip ayağa kalkması lazım. Bu ülke için kendileri için üretmeye ve öğrenmeye başlaması lazım. Kölelikten Sultanlığa, Karanlıktan aydınlığa çıkan o kadar çok atamız var ki.  Biz torunlara düşen onları örnek alıp yeise kapılmadan çalışmak ve başarmaktır. Sultan Baybars’ın rahat bir evi sıcak bir ailesi hiç bir zaman olmamış.  Sultan Baybars çocukluk yıllarını esir olarak geçiren bir şahsiyet. Sultan Baybars daha o yıllarda pes etseydi şimdi onunla ilgili yazı yazıyor olmazdım. Sizde adınızı tarihe yazdırabilirsiniz. Umudunuzu kaybetmeyin. Ne zaman zora düşerseniz açın Sultan Baybars gibi şahsiyetlerin hayatlarına bir göz atın.

Sultan Baybars’ın azmi, yüreği ve cesareti her zaman sizinle olsun Sağlıkla kalın.

Büyük Hun İmparatorluğu ile ilgili yazımızı okumak için TIKLAYIN

Değerli görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkürler

%d blogcu bunu beğendi: