GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA

Merhaba sevgili okurlarım

Toplumların ailelerin yada daha da özelleştireyim iki insan arasında olabilecek en iyi olgu ne olabilir ? Bu soruyu şahsım adına cevaplamak gerekirse kesinlikle GÜVEN derim. İnsanoğlunun zor günlerinde umudu olan tek şey güvendiği insanlardır. Güven duygumuz daha çocukluk yıllarımızla başlar, bisiklet sürmeyi öğrendiğimiz yıllarda babamızın bizi tutması bize güven verirdi.  Okul yıllarında ise öğretmenlerimize güvenirdik öğrettiği hususların doğru olduğu konusunda..   Biraz  daha büyüdük bu defa güvendiğimiz arkadaşlarımız oldu… Son olarak evlendik eşimize güvendik….  bu örnekler çoğaltılabilir. Burada lafın kısası biz insanlar güvenmeden yaşamıyoruz. Hayatımızın tüm evrelerinde mutlaka birisi yada birilerine güvenmek zorunda kalmaktayız.  Güven konusu olması gereken  mutlak bir konu burda sıkıntı yok lakin asıl sıkıntı bu güvenimizi suiistimal eden insanlar…….

Bugün ki konumuz da Güveni Kötüye Kullanma suçunu ele alacağız.

Güvendiğim dağlara karlar mı yağdı…..

Dost bildiklerimin hepsi ısırgan otu…… gibi feryatları çok dinledik şarkılarda

Yukarda ki şarkı dizeleri genelde güvenlerimizin kötüye kullanılması sonucu yazılmış cümlelerdir.  Hele birde bu şarkıları güvendiğimiz insandan kötülük gördüğümüz zaman dinlediğimizde resmen vicdanlarımızı sızlatıyor….

Neyse konumuz müziğin insan üzerinde ki etkisi değil…

Öncelikle kanun maddemizi bir görelim.

Türk Ceza Kanunun 155. Maddesi derki, Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.  Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Sevgili okurlarım Güveni Kötüye Kullanma suçu çok kapsamlıdır bu suçun yüzlerce işleniş şekli vardır. Bu şekilleri tek tek anlatmam hem sizleri sıkacak hem parmaklarımı yoracaktır. Bu nedenle Güveni Kötüye Kullanma suçunun temel mantığını sizlere anlatmak istiyorum.  Bu anlatımımı tabiki de sıkıcı hukuki terimlerle değil yine yaşamdan örneklerle anlatacağım.

Haydi şimdi hikayemize bir göz atalım…

Hasan Bey Kocaeli ilinde yaşayan bir posta memuru,  evli mutlu ve 3 çocuklu, hayatı ailesi ile birlikte düzenli ve güzel…. Hasan beyin rahmetli büyük abisinin en küçük çocuğu olan Yavuz yani Hasan beyin yeğeni Burdur ilinde yaşamakta. Yavuz babasızlığın verdiği başıboşluk ve yanlış bir çevre ile uyuşturucu müptelası olmuştu.  Hasan bey yeğeni Yavuz’un bu kötü alışkanlıklarını duyunca bir amca olarak Yavuz’u tedavi ettirmek için İstanbul’a çağırır. Yavuz bu daveti kırmaz ve İstanbul’a gelerek amcasının evine geçici olarak yerleşir ve tedavi seanslarına katılmaya başlar. (Buraya kadar sıkıntı yok herşey harika..) Hasan bey iyi hoş adam ama en büyük zaafı arabalardır. Hayalinde her zaman  KMT marka bir araç sahibi olmak vardı. (KMT marka bir araç yok reklam olmasın diyerek benim tarafımdan uydurulmuştur). Bu hayalini gerçekleştirmek için yemedi içmedi para biriktirdi hasan bey. Yıllar sonra KMT marka aracı alabilmek için yeterli paraya sahip oldu. İnternet üzerinden tertemiz KMT marka araç buldu ve aracı alma konusunda anlaştı.  İstanbul’un Çarşamba sabahında aracın devrini üzerine alacak ve hayallerine kavuşacaktı. Bu nedenle Salı günü bankadan birikimini çekerek yarın için saklamak üzere evine bir zarfın içinde  götürdü. Para dolu zarfı ise yatak odasında bulunan eski ahşap sehpa üzerine bırakarak hayaller kurarak derin bir uykuya daldı.  Sabah uyandığında sehpanın üzerinde duran para dolu zarfın yerinde yeller esiyordu. Zarf yoktu… Korku ve endişe ile zarfı arayan Hasan bey, Yeğeni Yavuz’unda evde olmadığını fark etti.  Yavuzun yattığı odaya girdiğinde Yavuz’dan bir not vardı. Bu notta aynen şu cümleler yazılıydı, “ AMCA BENİ AFFET İSTANBUL’DA BULUNDUĞUM SÜRE BOYUNCA HİÇ BİR TEDAVİYE GİTMEDİM VE ARABA PARANI İSE BEN ALDIM. BU PARA İLE İHTİYACIM OLAN UYUŞTURUCU MADDEYİ ALACAĞIM…  “

Yukarda gerçekleşen olayda Amcasının yeğenine güveninden dolayı Güveni Kötüye Kullanma suçu mevcuttur.  Bir  suçun güveni kötüye kullanma olması için  mutlak şart olayda bir güvenin olmasıdır. Hasan beyin parasını, izinsiz olarak kapı veya pencereden gizlice girerek çalsaydı bu eylem hırsızlık olarak değerlendirilirdi.

Bir şirketin güvenerek yetki verdiği bir çalışanın bu yetkiyi kullanarak haksız menfaat elde etmesi,

Bir arkadaşının sizden cep telefonunuzu kısa süreliğine kullanmak istemesi ancak geri getirmemesi,

Bir yakınınıza aracınızı geçici olarak vermeniz ancak aracınızı bir daha geri alamamanız

Bir kişiye ticari yada sosyal sıfatına güvenerek para vermeniz ve geri alamamanız

güveni kötüye kullanma suçuna girecektir.

GÜVENMEKTE Mi SUÇ MU KANUNADAM ?

Bu soru inanın benim hatta insan olan herkesin içini sızlatmaktadır. Güvenmek suç değil elbette güvenmek zorundayız illa ki birilerine ancak güveneceğimiz insanı ince eleyip sık dokumamız lazım.  Her zaman her işte temkinli olmakta yarar vardır.  Emin olun yeryüzünde güveneceğiniz insanlar mutlaka vardır.  Güvenecek bir insan gerçekten  yok ise tam teslimiyet ile güveneceğiniz Allah vardır……

Değerli görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkürler

%d blogcu bunu beğendi: