CADI AVCILARI

Merhaba sevgili okurlarım

Çocukluğumuzun çizgi filmlerinde yada bilim kurgu filmlerinde sıklıkla Cadı ablalara rastlarız. Cadılar benim ve birçoğunuzun çocukluk korkularından birisi olmuştur.  Her ne kadar çocukluk yıllarında cadılar korkulu rüyamız olsa da aklımız başımıza geldiğinde bunun bir saçmalıktan ibaret olduğunu anladık. Cadı kavramının çizgi filmlerin veya bilim kurgu filmlerinin oluşturduğu koca bir yalan olduğunu düşünüyordum.  Bu düşüncemde yanıldığımı çok geç olmadan anladım.  Cadı kavramının, ne çizgi film ne de bilim kurgu sahnelerin ortaya attığı bir yalan olmadığı, bu saçmalığa tarihin bir bölümünde ciddi ciddi inanıldığını ve bu sebepten ötürü birçok insanın türlü işkencelerle öldürüldüğünü öğrendim.  Bizlerin gülüp geçtiği cadı kavramı sebebiyle günümüz medeni Avrupa’sında bir zamanlar binlerce bayan öldürüldü. Bugün ki yazı konumuz da bu cadı kavramından türeyen CADI AVCILARI.

CADILAR NE ZAMAN ORTAYA ÇIKTI 

Cadıların ne zaman ortaya çıktığını bilemem ama 15. ve 16 yüzyılda Avrupa’da Cadıların sokaklarda boy boy gezdiğini düşünen bir insan topluluğu bulunmaktaydı. Bu dönemler de Allah  kimseyi bayan yapmasın çünkü cadılar sadece bayanlardan oluşmaktaydı.  Bu sebepten ötürü cadı avcıları genel itibariyle erkekti. Konumuza dönecek olursak Cadı ve Cadı avcıları 15. ve 16. yüzyılda aktif bir şekilde görev almıştır. Bahsettiğim yüzyıllar Avrupa ciddi anlamda karanlık bir çağ yaşıyordu. O yıllarda Avrupa’da süregelen Katolik ve Protestan  savaşlarının nedenini kötü ruhlu cadılardan kaynaklandığı düşünülüyordu.Cadı kavramının ortaya çıkış süreci ile birlikte cadı avcılığı bir meslek haline gelmiş oldu.

CADI AVCILARI KİMLERDEN OLUŞUYORDU

Cadı avcıları genel itibariyle kiliselerde ki din adamlarından oluşmaktaydı.  Galeyana gelen halkı arkasına alan din adamları sözde cadı ile mücadele propagandası ile devam ettiler katliamlarına. O dönemin insanları CADI kavramının varlığına tam olarak  inandığı için Cadı olabilecek bayanları kiliselere ihbar ederek onların içinde ki şeytandan arınmasını istiyorlardı.  Cadı avcıları kimlerden oluşuyor sorusuna o dönemde yaşayan  tüm halk dememizde bir sakınca bulunmuyor.

CADI AVCILARININ SORGU YÖNTEMLERİ 

Sevgili okurlarım CADI AVCILARI olarak nitelendirilen insanların cadılarla mücadele için türlü türlü yöntemleri bulunuyordu. Bu yöntemlerin günümüzde ki anlamı tek kelime ile KATLİAM

Şimdi gelin hep beraber bu yöntemleri inceleyelim.

CADI UYANDIRMA 

15. ve 16 yüzyılda Avrupa’da yaşıyorsanız birde üstelik bir bayansanız işiniz gerçekten çok zor. O dönemlerde uyku problemi yaşayan tüm bayanlar direk olarak CADI olarak değerlendiriliyordu. Uyku problemi yaşayan bayanlar şehir meydanına getirilerek Ucunda kesici alet bulunan demir bir çembere bağlanırdı.  O kesici aletler bayanın sırtına battığı için uyumak imkansız hale gelirdi. Bu işkencenin bitiş süresi yoktu. Zavallı bayan 3-4 gün boyunca uyku uyuyamadığı için kendi kendine konuşmaya ve hayaller görmeye başlardı.  Kendi kendine fantastik şeyler hakkında konuşan zavallı bayan  CADI olarak kabul görülerek oracıkta kazığa bağlanmak suretiyle canlı canlı yakılarak infaz edilirdi.

GERGİ 

Cadılarla arasında bir bağ olduğu düşünülen şüpheli insanlar o dönemlerde Cadı avcıları tarafından tahta bir masaya yatırılarak ellerinden ve ayaklarından gerilmeye başlanırdı. Bu işkence metodu ile ayaklar ve eller kopma derecesine gelir ve tarifi mümkün olmayacak şekilde acı duyulurdu. Bu acıdan kurtulmanın tek yolu ise ölmekti ve kurbanımız daha fazla işkence görmemek için cadı olduğunu yada cadılarla ilişkisi bulunduğunu itiraf ederek hayatına son verir.

İĞNELEME

Dönemin Avrupa’sında en popüler sorgu yöntemi iğne yöntemiydi. Cadı olduğu düşünülen bayan meydana getirilir ve çırılçıplak soyulurdu. Çıplak bayanın tüm vücudu cadı avcısı tarafından bir iğne yardımıyla kazınır, kazıma sırasında yara yada acı duyulmayan bir yer kalması durumunda, o bayanın cadı olduğu anlaşılırdı. Bir çok bayan ise canlı canlı derisinin yüzülmesine dayanamadığı için cadı olduğunu kabul eder ve kendisi için hazırlanan ölümü beklerdi.

VİSGOSSAR

Visgossar kavramı dönemin İsveç’inde sıklıkla kullanılan bir kavramdı. Cadıların yüzünde hiç kimsenin göremediği Stigma Diaboli isminde ki şeytana ait bir izi görebilen çocuklara  Visgossar deniliyordu.   Visgossar dediğime bakmayın hepsi küçücük birer çocuktan ibaretti.  Visgossar çocukları bir bayanı işaret etmeye görsün o bayan CADI olarak kabul görülerek anında infaz edilirdi.  Visgossar çocukları binlerce masum bayanın ölümüne sebep olmuştur.

SUDA BOĞMA

Cadı olduğu düşünülen bayan cadı avcıları tarafından ipe bağlanarak şehrin nehrine yada su birikintisine götürülür kurban bayanın üzerine ağırlık takılır ve bayan şahıs suya batırılarak nefessiz kalması sağlanır.  Bu inanışa göre cadı bayanlar asla suda batmaz ve boğulmazdı.  Cadı bayan eğer batmazsa oracıkta infaz edilir suya batan kadın ise  boğularak can verirdi. İki tarafında da ölüm olan bir işkence yöntemi.

ŞEYTAN EMZİRMEK

Cadı avcıları bir cadıyı bulma konusunda kullandıkları bir diğer yöntem ise şeytan emziği yöntemiydi. O dönemlerde Cadıların küçük iblisleri beslediği bu besleme işlemini yapmak için ise cadılara özel bir meme ucu olduğuna inanılırdı. Cadı avcıları, cadı olduğu düşünülen bayanı çırılçıplak soyarak, doğum lekesi yada ben olup olmadığına bakardı. Leke yada ben görülmesi halinde o bayanın cadı olduğu varsayılarak infazı oracıkta gerçekleşirdi.

AĞLAMAK

O dönemlerde özellikle yaşlı bayanlarda göz kanallarında meydana gelen bir hastalık bulunmaktaydı. Bu hastalığı yaşayan bayanların gözlerinden asla yaş gelmezdi.  O dönemde ise bir bayanın ağlayamaması kendisinin cadı olduğunun bir kanıtıydı. Ağlayamayan yaşlı kadınlar türlü işkenceler sonrasında hayata gözlerini yumardı.

Yukarda gördüğünüz üzere cadı avcıları masum insanlara adeta işkence yaparak ölümlerine sebep olmuşlardır. Dönemin Avrupası’nda 400 000’den fazla insan cadı avcılarının sorgu yöntemleri sonucunda katledilmiştir. Bakmayın şimdilerde CADILAR BAYRAMI olarak kutladıkları ve eğlendikleri festivallere yada bayramlara, CADI kavramı altında nice ölümler ve kederler bulunmakta. Cadı mahkemelerinin varlığı dahi bir utanç kaynağı olması gerekirken birde üstüne her sene CADILAR BAYRAMI düzenlemekte bir sakınca görmüyor medeni toplumlar.

Her ne kadar o dönemin Avrupa’sı ile din ve kültür yönünden ayrı olsak da hepimiz birer insanız. Binlerce insanın acımasızca katledilişi, CADI ile ilgili bir eğlence yada festivali bünyemin kaldırmasını engelliyor. Ülkemizde de son yıllarda cadılar bayramı kutlanmakta olduğunu üzülerek görmekteyim.  Cadılar bayramını kutlayanlara lafım yok ama cadı kavramının altında yatan bu acı gerçeği herkesin çok iyi bir şekilde bilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Cadı avcıları ile ilgili film yapan firmalar ise bir nevi günah çıkarmakta ve atalarının yaptıkları eylemi masumane bir hale çevirmeye çalışmaktadırlar. CADI kavramının olmadığı konusunda hepimiz hem fikiriz o zaman dönemin Avrupası’nda yaşanan katliamın ise kötü ruhlu cadıları avlamaktan ibaret olduğunu düşünerek olayın ciddiyetinin kaybolmasına sebep olmamamız lazım.

Hepiniz sevgiyle kalın..

 

Değerli görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkürler

%d blogcu bunu beğendi: