AH BİR ATAŞ VER TÜRKÜSÜ VE ÖYKÜSÜ

Ah bir ataş ver de efkarımıza katık olsun.... Bugün anlatacağım yaşanmışlığın altında sadece hüzün, efkar ve elem var.  Bugün yine tarih yollarında yürüyeceğiz ve büyük bir dramdan bahsetmeye çalışacağım.  Türkülere konu olmuş bu olay milletimiz için tarihe yazılmış en üzücü olayların başında gelmektedir. Şimdi sizleri izninizle 1953 yılına götürmek istiyorum. Donanmamız genç ve cevval subaylardan oluşmakta, Denizlerimiz bu genç ve kahraman subaylarımızın koruması altında. 

Bu donanmaya ait bir de Dumlupınar denizaltısı vardı. Bu denizaltıya stratejik bir görev verilmişti. Uluslararası sulara sefere çıkacak ve Ay yıldızlı bayrağımızı temsil edeceklerdi. Görevin kutsallığı nedeniyle Dumlupınar denizaltısının personeli de cevval olmalıydı. 81 tane gencecik mürettebat bu görevi büyük bir şerefle kabul etti. Hepsinin gözünde sadece vatan aşkı ve görevlerine olan sevgi vardı. O şuurla yola koyuldular aylarca açık denizlerde yol kat ettiler. Asla sıkılmadılar asla yorulmadılar. Dumlupınar denizaltısı ülkesi için bu sefere çıkmıştı, yorgunluk demek utanç demek ti o 81 kahraman evladımız için….

Dumlupınar denizaltısı seferini başarıya tamamlamıştı artık evlerine dönme zamanıydı. Mürettebat içerisinde herkesin bir hayali özlem duyduğu sevgisi vardı, Kimi si anne babasına kavuşacak, kimisi eşine, kimisi yavrusuna… Herkesin aklında ve kalbinde yaşayan bir özlem pınarı vardı. İçlerinde bazıları evlenecekti sefer dönüşü. Bazısı doğan yeni çocuğunu görecekti.  

Bu heyecan ile Dumlupınar denizaltısı ülkeye dönüş halindeydi. Günlerden 4 Nisan 1953 gece 02:15 sıraları Dumlupınar denizaltımız Çanakkale civarı Nağra burnu  açıklarında o gece puslu, soğuk ve sessizdi. Adeta kopacak bir fırtınanın sessizliği. Dumlupınar denizaltımız heyecanla vatan topraklarına adım atmanın hayali ile seyir halinde bulunurken, orada o saatte bulunan İsveç bandıralı nabuland isimli yük gemisine büyük bir gürültü ile çarptı.  Böylece o sessizlik ardından fırtına kopmuştu. Dumlupınar denizaltımız hızla su almaya başladı, Mürettebat şokta…. Dumlupınar denizaltısı o kadar hızlı su almaya başlıyor ki aradan 5 dakika geçmeden 59 kahraman  hayatını kaybediyor.  Mürettebattan geriye kalan 22 kişi ise Dumlupınar denizaltısının torpido bölümüne sığınıyor. Su almayan tek yer orası ancak insanın yaşam kaynağı olan oksijen orada o kadar az ki…..

22 kahraman yürek bir çıkış yolu arıyor. Denizin üst kısmında ise büyük bir kurtarma operasyonu devam ediyor. Dumlupınar denizaltısı sürekli olarak dibe batmaya devam etmekte. Dumlupınar denizaltısının torpido kısmında bulunan 22 kahraman kurtarma ekipleri ile irtibat kurmak için denizaltı içerisinde bulunan telefon şamandırasını su yüzüne fırlatır. Böylece iletişim kurmak mümkün hale geliyor.  Kurtarma ekipleri Dumlupınar denizaltısında bulunan 22 kahramana sakin olmalarını ve gerekmedikçe konuşmamaları, sigara içmelerini ve türkü söylememelerini sıkı sıkı tembih eder. 22 kahraman asker bu talimata uyarak susarlar karanlık içinde… 22 kahraman susar amma gönüllerinde kopan çığlığı bastıramazlar. Ölümden korkan kim? asıl mesele daha doyamadıkları özlemleri…. Sevdiğini bir daha görememe düşüncesi..

hqdefault

Dumlupınar Denizaltısında bulunan kahramanları  kurtarma çalışması

 

Kurtarma ekipleri elinden geleni yapıyor ancak Dumlupınar denizaltısına ulaşması mümkün olmuyor. Denizaltı öyle derine inmişti ki artık hiç bir dalgıcın o noktaya inmesi mümkün değildi. Kurtarma ekipleri acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalmıştı. Kurtarma ekibinin baş sorumlusu Dumlupınar denizaltısı ile son bir kez iletişim kurar ve Bu sözleri sarf ederKAHRAMAN TÜRK ASKERİ BU SAATTEN SONRA SİGARA İÇEBİLİR, TÜRKÜ SÖYLEYEBİLİRSİNİZ(NOT:Burada tüylerim diken diken oluyor her defasında ) 

Bu son talimatı duyan 22 kahraman asker acı gerçekle tanışmışlardı. Artık ölecekler ve sevdiklerini Dünya gözüyle bir daha hiç göremeyeceklerdi. Türk askerini ölümle korkutmak komik olurdu. 22 kahraman acı bir gülümseme ile birbirlerine baktılar. Kimisi sevdiğinin son fotoğrafına bakıyor kimisi arkasında kalacaklar için dua ediyordu. 

Kurtarma ekibi bu acı olay karşısında duygularına hakim olamayarak hüngür hüngür ağlıyordu.  Sonra Dumlupınar denizaltısı ile kurdukları telefon bağlantısından cızırtılı bir ses gelmeye başlamıştı.  Ağlamalar bir anda kesilerek kulaklar o sese odaklandı. 22 kahraman adeta ülkeye bir mesaj verir gibi şu sözleri mırıldanıyordu….

Ah bir ataş ver cigaramı yakayım

Sen sallan gel ben boyuna bakayım

  Uzun olur gemilerin direği Ah çatal olur efelerin yüreği

Yanık olur anaların yüreği  

Vur ataşı gavur sinem ko yansın Arkadaşlar uykulardan uyansın

  Uzun olur gemilerin direği Ah çatal olur efelerin yüreği

Yanık olur anaların yüreği

  Ah çatal olur efelerin yüreği Yanık olur anaların yüreği 

Bu sözler söylendi durdu bir süre ve daha sonra derin bir sessizlik aldı. Ruhlarını hakka teslim etmişlerdi. Son nefese kadar dik duruşlarını asla kaybetmediler. Ülke bu haberle yasa boğuldu. Tarihimizde acı bir olay olarak yerini aldı. 

Ah bir ataş ver türküsünü dinlediğim her vakit gözlerim dolar, empati yaparım hemen, ben olsam ne yapardım diye, Ölüme bir türkü ile gidecek kadar hazır mıydım bu soruyu sorarım kendime…

Sevgili okurum TÜRKÜLER başkadır. İçi boş bir sandık değil Türküler, o sandığın içinde nice hazineler var dinledikçe ortaya çıkan.  Çoğu türkünün altında aslında büyük aşklar sevgiler, dramlar var. Beni her defasında efkara boğan bu türkü de nice güzel hazineden birisi.  

Bu yazım ile ilgili temennimi  bu yazımı okuyan değerli okurlarıma ithaf-en söylemek istiyorum;

Türküye doyasınız emi…

Değerli görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkürler

%d blogcu bunu beğendi: